Çelenk Faciası
Dumlu küçücük bir yer pratisyen hekim olarak oraya aranmam aslında büyük bir şans. Çünkü annem Dumlu’lu.
Beldenin tek doktoru olarak kendimi bir anda Belediye Başkanı, Tugay Komutanı ve diğer ağır protokol üyeleriyle yan yana buldum. Görevim sadece insan sağlığı değilmiş meğer, Atatürk büstüne çelenk de koyacakmışım!
Sağlık ocağının müstahdemi ile birlikte gururla yürüdük çelengimizle. Sıra bize geldi. Ancak… üç ayaklı metal standa çelengi yerleştirirken, ayaklardan biri tam da merdiven basamağına denk gelmesin mi? “Sakın düşme, düşme nolur…” derken çelenk yavaşça bir tarafa eğildi… eğildi… sonra da güm! Bizimki domino taşı gibi diğer bütün çelenklere çarpıp hepsini devirdi. Evet, hepsini. O an gözler bana döndü, ortamda yankılanan tek şey utançtı. Ve belki hafif bir uğultu: “Bu da kim yahu?”
Şehitlik
Törenin ikinci ayağı şehitlikti. Burası apayrı bir ciddiyet istiyor. Herkes askeri bir disiplinle sıra olmuş, tek kelime edilmeden duruyor. Sessizlik içinde saygı duruşu… derken manga komutanı sertçe bağırdı: “Ateş!”
O anda G3’lerden öyle bir ses yükseldi ki, resmen içime işledi. Kalbim hızla yer değiştirdi, ayaklarım yerinden oynadı. Ve… Refleksle fırlayıp yanımdaki Belediye Başkanı’nın koluna yapışmışım. Tabii bu hamleyle sadece onun değil, arkamdakilerin dengesini de bozmuşum. Sırayı komple sabote ettim. Tüm o düz askeri çizgi bir anda zikzaklara dönüştü.
Kolonya, Çakmak ve Minik Bir Alev Gösterisi
Törenin son ayağı Tugay Komutanlığı karargâhıydı. Herkes rahatlamışken, ikram faslı başladı. Emir eri kolonya uzattı. Ellerim hâlâ az önceki silah sesinden titreşimde, ama uzattım tabii. Kolonya fazla geldi, eller bilekten yukarıya kadar limon aromalı.
Sonra sigara ikramı geldi. Kibarca “Teşekkürler, içmiyorum” demek üzereydim ki biri çakmağı çaktı. O da ne! Kolonya buharı ateşi görünce “BAM!” ellerim kollarım bir anda alev aldı. “Yanıyorum!” diye bağırmışım. Panik haliyle sağa sola dönerken, sağ olsun Tugay Komutanı mendilini çıkarıp ellerimi söndürdü.
Hayatın Dersi: Gül, Geç, Devam Et
O gün protokoldeki herkes beni tanıdı. Ama sanırım nasıl tanıdıkları önemli değil; önemli olan benim unutmamam: Hayat bazen seni gözlerin önünde test eder. Ciddiyetle girdiğin sahneden komediyle inebilirsin.
Ama mesele şu: Gülüp geçebiliyor musun? Ben geçtim. Hem çelenkten, hem sıradan, hem de alevlerden…
Genç Doktorlara Tavsiyem
- Çelenk koyarken üç ayaklı standa fazla güvenme, iki gözle kontrol et.
- Şehitlikteki sessizliği hafife alma, G3’ler şaka yapmaz.
- Kolonyadan sonra sigara yakınca, ellerini feda etmeye hazır ol.
Ve unutma, bazen en büyük tedavi gülümsemektir.
Dr. Bünyami Ünal sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.

