Cuma, Nisan 3, 2026
Ana Sayfaİlişkilerİnsan Üzerinde İnsan Hakkı Var Mıdır?

İnsan Üzerinde İnsan Hakkı Var Mıdır?

Toplum, bireylerin bir araya gelerek oluşturduğu bir yapıdır. Ancak ne yazık ki, bazı bireyler kendilerine ait olmayan bir yetkiyle başkalarının yaşamları üzerinde tahakküm kurmayı kendilerinde hak görürler. Aile, eş, kardeş ya da herhangi bir yakın çevre… Bu kişiler bazen sevgi adı altında, bazen de koruma bahanesiyle başka bir insanın hayatını şekillendirme, kontrol etme ve hatta mahvetme yetkisini kendilerinde bulurlar. Peki, gerçekten bir insanın başka bir insan üzerinde böyle bir hakkı olabilir mi? Yoksa bu, toplumun derinlemesine incelenmesi gereken patolojik bir eğilimi midir?

Bir arkadaşım var, 40’lı yaşlarında bir kadın. Hayatı boyunca hep yanlış tercihler yapmış ya da belki de doğru tercihler yapmasına fırsat verilmemiş. İçinde büyük bir insan sevgisi barındıran bu kadın, gerçek anlamda mutluluğu hiç yakalayamamıştı. Ancak teknolojiyle birlikte değişen dünya, ona yeni bir kapı araladı. WhatsApp gibi arkadaş sohbet grupları sayesinde güzel bir sosyal çevre edindi. Orada ihtisas konusundaki bilgisi ve paylaşımları ile dikkat çekti, yeni dostluklar kurdu.

Sonra arkadaş gruplarıyla, belki de yılların hasretiyle, bir araya geldiler. Sohbetler koyulaştı, paylaşımlar arttı ve belki de kadın hayatında ilk defa yaşadığını hissetmeye başlamıştı. O güne dek süregelen yalnızlığı, içindeki sessiz çığlıklar artık yankı bulmuştu. Kahkahalar, fikir alışverişleri ve dostane sohbetlerle örülen bu yeni dünya, ona uzun süredir unuttuğu bir hissi geri getirdi: Özgürlük.

Ne yazık ki bu mutluluk uzun sürmedi. Önce eşi, sonra kardeşleri devreye girdi. Onun bu sosyal ortamını tehdit olarak gördüler. Kendi dar görüşlü dünyalarında, bir kadının arkadaşlarıyla özgürce vakit geçirmesini kabul edemediler. Ona kısıtlamalar getirdiler, sosyal gruplardan çıkmasını sağladılar. Sonunda, yalnızlığa mahkum edildi.

Ardından hastalık geldi. Beyinsel bir rahatsızlık geçirdi, sonra felç benzeri bir durum yaşadı. Sanki onu yalnızlaştıranlar, ruhunun çığlıklarını duymadan, sessizce ölümüne mahkum etmek ister gibi… O, kendi iradesiyle var olmak isteyen bir insandı. Ancak ona izin verilmedi.

İnsan, doğası gereği sosyal bir varlıktır. Özgürlüğü, bireysel sınırlarını belirleyebilmesi, kendi seçimlerini yapabilmesi, ona verilen en büyük armağandır. Peki, bir bireyin özgürlüğü, bir başkasının “ahlak” anlayışı, “gelenek” baskısı veya “sevgi” adı altında tahakküm kurma arzusu yüzünden elinden alınabilir mi?

Bazen insanlar, kendi korkularını ve güvensizliklerini başkalarına empoze etmeye çalışır. Bunu yaparken de çoğu zaman niyetlerini sevgiyle süsleyerek kendilerini haklı çıkarırlar. “Senin iyiliğin için yapıyorum.” cümlesi, belki de dünyadaki en büyük baskı unsurlarından biridir. Oysa ki gerçekten bir insanın iyiliğini isteyen biri, onun kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmasına izin vermelidir.

Ne kadar sosyal bir varlık olsak da bireyiz. Yalnız geldik, yalnız gideceğiz. Hesabımızı tek başına vereceğiz. Hayatlarımız üzerinde tahakküm kurma hakkı görenler bunu ne adına yapıyor? Hangi şablona uydurmaya çalışıyor? Kendi doğrularının gerçek doğru olduğu ne malum? Yalnız kalınca ya da insanın başına bireysel olarak bir şey geldiğinde—hastalık, zor bir durum—o baskı kuran eş, kardeş ya da diğer kişiler hep yanında olup acılarını paylaşacaklar mı? Hep elinden tutacaklar mı?

Toplumun birey üzerindeki baskısı, çoğu zaman aile bireyleri ve en yakın çevresi aracılığıyla gerçekleşir. Bunu bazen “ahlaki değerler”, bazen “toplumsal kurallar”, bazen de “sevgi ve koruma” adı altında yaparlar. Ancak hiçbir sebep, bir insanın başka bir insanın hayatı üzerinde mutlak kontrol kurmasını haklı çıkaramaz.

İnsanı, diğer insanlardan üstün kılan tek şey, kendi hayatına yön verebilme hakkıdır. Eğer bu hak bir başkası tarafından engelleniyorsa, burada büyük bir yanlış vardır.

Ve ne yazık ki, bu yanlışın bedelini çoğu zaman yalnızca mağdurlar değil, tüm toplum öder. Çünkü bireyin özgürlüğü, bir toplumun sağlığıdır.


Dr. Bünyami Ünal sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
Dr. Bünyami Ünal
Dr. Bünyami Ünal
Hayatımın iki aşaması var; doğumumdan başlayarak “yeni yaşamıma” kadar devam eden “eski hayatım” ve “birinci ölümümden” sonraki “diriliş dönemim”. Gerisi "Ben Kimim?"de.
İLGİLİ YAZILAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

EN GEĞENİLENLER

SON YORUMLAR